Mantarlı toprak, yeşil çatıları iyileştirebilir

Başak Nur GÖKÇAM

Yeşil çatılar, iklim adaptasyonu, karbon emisyonu azaltımı ve kentsel biyolojik çeşitlilik yönetimi ile ilgili faydaları sebebiyle gündeme gelmeye devam ediyor.

ABD’de genellikle steril topraklara, yerli olmayan bitkilerle dikilerek hazırlanan yeşil çatıların zamanla etkinliğini kaybetmesi üzerine yeni bir çalışma gerçekleştiren Dartmouth ve ekibi, toprak ve mikraopların doğru karışımının şehirler için iklim değişikliğine karşı dayanıklılık aracı olabileceğini ortaya koydu. Bu kapsamda hazırlanan yeşil çatılarda, mantarla zenginleştirilen toprak kullanıldı ve bu yeşil çatıların iklim adaptasyondaki başarısının yanı sıra kentsel biyolojik çeşitliliğe de fayda sağladığı görüldü.

Bitkili çatılar, mahalleleri serinletiyor

Küresel ısınma sonucu yaşanan iklim değişiklikleri, gezegenin her yerinde kendini hissettiriyor. Özellikle sıcak iklimlerde, dayanılmaz bir ısı artışına neden olan bu değişiklikler, günlük yaşamı da olumsuz etkiliyor. Binaların çatılarındaki bitkilendirilmiş yüzeylerin, yani yeşil çatıların, aşırı yağmur suyunu emerek, binalarda yalıtım sağladığı görüldü.

Enerji kullanımını azaltan ve mahalleleri serinleten bu çatıların, ayrıca polen taşıyıcılar ve yaban hayatı için de kentsel yaşam alanı yarattığı sonucuna varıldı. Ancak ABD’de yeşil çatıların genellikle steril topraklara yerli olmayan bitkilerle diklidiği ve bunların da etkinliğinin zaman içerisinde azaldığı görüldü.

İlk örnek çatı ‘Chicago’da oluşturuldu

Bu sorundan hareketle yeni bir çalışmaya koyulan Dartmouth liderliğindeki bir araştırma ekibi, yeşil çatı toprağı mikroplarını yönetmenin, şehirlerde iklim direncini desteklemek için uygulanabilecek bir metodoloji olan sağlıklı kentsel toprak gelişimini destekleyip destekleyemeyeceğini belirlemek için yola çıktı.

Ekip, toprağı yerel çayır mikroplarıyla zenginleştirmenin zaman içinde toprak mikrobiyal topluluğunu nasıl değiştireceğini test etmek için Chicago’da deneysel bir yeşil çatı oluşturdu.

Araştırmacılar, deneysel yeşil çatının toprağına, yerel olarak restore edilmiş bir çayırdan elde edilen ve “aşı” olarak adlandırılan, yerli mikorizal mantarlar açısından zengin toprak eklediler. Aşılanmış ve işlenmemiş toprağa yerli çayır bitkileri ve yeşil çatı sukulentleri eken ekip, iki yıl boyunca yeşil çatıdaki mikorizal mantar topluluğundaki değişiklikleri izledi.

Bunun yanı sıra belirlenen yeşil çatı mantar türlerini aşıda ve havada bulunanlarla karşılaştırıldı. Çalışmada elde edilen bulgular, yeşil çatıdaki toprağın mantarla zenginleştirilmesinin, toprak gelişimini hızlandırdığını gösterdi. New Phytologist’te yayınlanan sonuçlara göre mikorizal mantarlarla tedavi edilen yeşil çatıların, uzun vadeli yeşil çatı sürdürülebilirliğini destekleme olasılığı daha yüksek olan daha çeşitli bir toprak topluluğunu beslediği sonucuna varıldı.

Çalışmaya ilişkin değerlendirmede bulunan Dartmouth Çevre Çalışmaları Departmanında toprak ekolojisi laboratuvar yöneticisi olan baş yazar Paul Metzler, “Bu kentsel çatı ortamında, aşılanmış topraktaki mantar topluluklarında daha fazla çeşitlilik gördük. Aşılamanın uzun vadeli ve tutarlı etkileri oldukça şaşırtıcıydı, çünkü bu, bu kadar küçük mikroorganizmalarla çalışırken mutlaka bekleyeceğiniz bir şey değil” dedi.

“Yeşil çatılar ‘kur ve unut’ olarak pazarlanıyor”

Dartmouth’ta çevre çalışmaları doçenti olan Bala Chaudhary, “Yeşil çatıların bir raf ömrü vardır ve bunlar her zaman sandığımız gibi kendi kendini idame ettiren ekosistemler değildir. Yeşil çatılar ‘kur ve unut’ şeklinde pazarlanırken, yeşil çatıların kentsel alanların iklim direncinde oynadığı rolü ve faydalarını en üst düzeye çıkarmak için tasarım, inşaat ve bakım süreçlerine ekolojik düşüncenin dahil edilmesi gerekiyor” İfadelerinde bulundu.

Mantarlı toprak, yeşil çatıları iyileştirebilir

Kentsel biyolojik çeşitliliğe fayda sağlayan yeşil çatıların, mantarla zenginleştirilen toprakla daha iyi olabileceği görüldü. Yeni bir çalışma ile mantarlı toprağın kullanıldığı yeşil çatıların iklim direncini desteklediği ve kentsel toprak gelişimini de artırdığı görüldü.

Başak Nur GÖKÇAM

Yeşil çatılar, iklim adaptasyonu, karbon emisyonu azaltımı ve kentsel biyolojik çeşitlilik yönetimi ile ilgili faydaları sebebiyle gündeme gelmeye devam ediyor.

ABD’de genellikle steril topraklara, yerli olmayan bitkilerle dikilerek hazırlanan yeşil çatıların zamanla etkinliğini kaybetmesi üzerine yeni bir çalışma gerçekleştiren Dartmouth ve ekibi, toprak ve mikraopların doğru karışımının şehirler için iklim değişikliğine karşı dayanıklılık aracı olabileceğini ortaya koydu. Bu kapsamda hazırlanan yeşil çatılarda, mantarla zenginleştirilen toprak kullanıldı ve bu yeşil çatıların iklim adaptasyondaki başarısının yanı sıra kentsel biyolojik çeşitliliğe de fayda sağladığı görüldü.

Bitkili çatılar, mahalleleri serinletiyor

Küresel ısınma sonucu yaşanan iklim değişiklikleri, gezegenin her yerinde kendini hissettiriyor. Özellikle sıcak iklimlerde, dayanılmaz bir ısı artışına neden olan bu değişiklikler, günlük yaşamı da olumsuz etkiliyor. Binaların çatılarındaki bitkilendirilmiş yüzeylerin, yani yeşil çatıların, aşırı yağmur suyunu emerek, binalarda yalıtım sağladığı görüldü.

Enerji kullanımını azaltan ve mahalleleri serinleten bu çatıların, ayrıca polen taşıyıcılar ve yaban hayatı için de kentsel yaşam alanı yarattığı sonucuna varıldı. Ancak ABD’de yeşil çatıların genellikle steril topraklara yerli olmayan bitkilerle diklidiği ve bunların da etkinliğinin zaman içerisinde azaldığı görüldü.

İlk örnek çatı ‘Chicago’da oluşturuldu

Bu sorundan hareketle yeni bir çalışmaya koyulan Dartmouth liderliğindeki bir araştırma ekibi, yeşil çatı toprağı mikroplarını yönetmenin, şehirlerde iklim direncini desteklemek için uygulanabilecek bir metodoloji olan sağlıklı kentsel toprak gelişimini destekleyip destekleyemeyeceğini belirlemek için yola çıktı.

Ekip, toprağı yerel çayır mikroplarıyla zenginleştirmenin zaman içinde toprak mikrobiyal topluluğunu nasıl değiştireceğini test etmek için Chicago’da deneysel bir yeşil çatı oluşturdu. Araştırmacılar, deneysel yeşil çatının toprağına, yerel olarak restore edilmiş bir çayırdan elde edilen ve “aşı” olarak adlandırılan, yerli mikorizal mantarlar açısından zengin toprak eklediler. Aşılanmış ve işlenmemiş toprağa yerli çayır bitkileri ve yeşil çatı sukulentleri eken ekip, iki yıl boyunca yeşil çatıdaki mikorizal mantar topluluğundaki değişiklikleri izledi.

Bunun yanı sıra belirlenen yeşil çatı mantar türlerini aşıda ve havada bulunanlarla karşılaştırıldı. Çalışmada elde edilen bulgular, yeşil çatıdaki toprağın mantarla zenginleştirilmesinin, toprak gelişimini hızlandırdığını gösterdi. New Phytologist’te yayınlanan sonuçlara göre mikorizal mantarlarla tedavi edilen yeşil çatıların, uzun vadeli yeşil çatı sürdürülebilirliğini destekleme olasılığı daha yüksek olan daha çeşitli bir toprak topluluğunu beslediği sonucuna varıldı.

Çalışmaya ilişkin değerlendirmede bulunan Dartmouth Çevre Çalışmaları Departmanında toprak ekolojisi laboratuvar yöneticisi olan baş yazar Paul Metzler, “Bu kentsel çatı ortamında, aşılanmış topraktaki mantar topluluklarında daha fazla çeşitlilik gördük. Aşılamanın uzun vadeli ve tutarlı etkileri oldukça şaşırtıcıydı, çünkü bu, bu kadar küçük mikroorganizmalarla çalışırken mutlaka bekleyeceğiniz bir şey değil” dedi.

“Yeşil çatılar ‘kur ve unut’ olarak pazarlanıyor”

Dartmouth’ta çevre çalışmaları doçenti olan Bala Chaudhary, “Yeşil çatıların bir raf ömrü vardır ve bunlar her zaman sandığımız gibi kendi kendini idame ettiren ekosistemler değildir. Yeşil çatılar ‘kur ve unut’ şeklinde pazarlanırken, yeşil çatıların kentsel alanların iklim direncinde oynadığı rolü ve faydalarını en üst düzeye çıkarmak için tasarım, inşaat ve bakım süreçlerine ekolojik düşüncenin dahil edilmesi gerekiyor” İfadelerinde bulundu.

“Rüzgâr, farklı tür mantarlar getirdi”

Araştırmacılar, tek bir örnekte birden fazla organizmanın tanımlanmasını sağlayan “DNA metabar kodlaması” adı verilen moleküler bir teknik kullanarak, yeşil çatı topraklarında bulunan mantarların yanı sıra bu mantarların potansiyel kaynaklarını da tanımladı. Çalışmadaki birçok mantar aşıdan gelirken, diğer türlerin ise oraya rüzgâr, kuş, böcek ve sıçan gibi vektörler yoluyla geldiği belirtildi.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

x